KIYAMET

Sırrı Süreyya Önder'in yazdıklarını okuyun dedim ama, nolur biraz daha dikkatli okuyun. Nuray Mert'in yazdıklarını da daha dikkatli okuyalım. Bu çok önemli bir tartışma. Ve sorulan sorulardan çoğunun cevabı yok. Neden yok? Çünkü çözüm veya barış isteyenler o kadar azınlıkta ki... Gençler isyankar yürekleriyle, yaşlılar öfke ve kin birikimleriyle, siyasetçiler ince hesap kitaplarıyla, askerler meslek icabı, bilerek bilmeyerek, hep birlikte keskin hesaplaşmaları, nihai çözümleri, sarsılmaz ilkeleri, boyun eğmez kahramanlıkları, eh sonuç olarak da savaşa götüren yolları seçiyor, savunuyorlar. Aç gözlü ve kudurgan bir azınlığın (Sırrı'nın isabetle söylediği "meyil verme"siyle) cümbür cemaat bir cehenneme sürükleniyoruz. Bu gidişe küçücük bir set çekme imkanı yok mu? Yok herhalde, çünkü bu uğurda elele verebilecek olanlar da boğaz boğaza geliyorlar. Burda susmam gerekiyor, çünkü fazladan söylemeyi istediğim ne varsa saftiriklik ve budalalıktır. Ama susarsam da alçaklık etmiş olurum. Birbirine en düşman, en kin dolu, en uzlaşmaz kim varsa bir araya gelip konuşsunlar istiyorum. Ulusalcılar, enternasyonalistler, şeriatçılar, darbeciler, demokratlar, iktidarda ve muhalefette olanlar... Siz çoğaltın. Bu saçmalıkları aşıp dünyayla birleşmemiz gerekiyor. Çünkü bu aptal düzen, bu bir avuç gerzeğin dizginlerini tuttuğu finans kapital kudurganlığı dört nala dünyanın sonunu hazırlıyor. Uzak değil, en beklemediğimiz anda, Türkü, Kürdü, Arabı, Avrupalısı, Amerikalısı, Asyalısı da Afrikalısı, hep birlikte (ben doğa diyeyim de, isteyen Allah, isteyen Mesih, isteyen Yehova desin) eşini görmediğimiz bir hışımla kendimize geleceğiz. İlla ki kutsal kitaplarda tarif edilen "KIYAMET"i görmeğe meraklı olanlar aynen devam etsinler. Yakındır... "Dünyamız güzeldi, doyamadık... Hem çocuklarımız da var..." diyorsanız konuşalım.